TÜSİAD MALİYET BAZLI REKABET GÜCÜ ENDEKSİ (TÜSİAD-RGE), 2026 YILININ İLK ÇEYREĞİNDE BİR ÖNCEKİ ÇEYREĞE GÖRE YÜZDE 1,7 ORANINDA GERİLEYEREK 87,3 DEĞERİNİ ALDI.

TÜSİAD Maliyet Bazlı Rekabet Gücü Endeksi (TÜSİAD-RGE), 2026 yılı birinci çeyrek sonuçlarına göre bir önceki çeyrekteki değerine (88,8) kıyasla yüzde 1,7 gerileyerek 87,3 seviyesinde gerçekleşti. Bu sonuçla endeks, tarihsel olarak düşük düzeylere yakın seyrini sürdürdü.

Yurt içi enerji maliyetlerinin olumlu seyrine rağmen, ara malı ve iş gücü maliyetlerindeki artışın rakip ülkelerin üzerinde gerçekleşmesi, endeksin bu dönemdeki gerilemesinde belirleyici oldu. İş gücü verimliliği rakip ülkelere benzer düzeyde gelişim gösterse de rekabet gücü endeksi üzerinde bir etki yaratmadı.
TÜSİAD-RGE'nin sektörel sonuçları ise 18 Haziran tarihindeki TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi'nde ilk kez tanıtıldı. Önümüzdeki dönemde her çeyrek sonunda, genel endeksle birlikte sektörel RGE sonuçları da düzenli olarak yayınlanacak.
"YENİ HİKÂYE VERİMLİLİK VE TEKNOLOJİ OLMALI"
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi 2026 yılının ilk toplantısını yüksek bir katılımla gerçekleştirirken, toplantının açılışında konuşan TÜSİAD YİK Başkanı Ömer Aras, dünyanın artık yalnızca ekonomik dalgalanmalarla değil, aynı anda jeopolitik, enerji ve teknoloji kaynaklı üç büyük dönüşümle karşı karşıya olduğunu söyledi. Aras, Türkiye'nin bu yeni dönemde sahip olduğu stratejik avantajları değerlendirebilmesi için üretim kapasitesini teknoloji, enerji dönüşümü ve insan kaynağıyla bütünleştirmesi gerektiğini vurguladı.
Konuşmasında, son dönemde yaşanan küresel gelişmelerin şirketlerin tüm hesaplarını altüst ettiğine dikkat çeken Aras, yılbaşında birçok şirketin 2026 bütçelerini hazırlarken enflasyon, faiz ve enerji fiyatlarına ilişkin benzer varsayımlar kullandığını ancak birkaç hafta içinde yaşanan jeopolitik gelişmeler nedeniyle bütün dengelerin değiştiğini söyledi. Aras, "Yaşadığımız olaylar neticesinde gördük ki artık ekonomik hesaplarla jeopolitik gelişmeler birbirinden ayrı düşünülemiyor. Bütün yatırım kararları yalnız ekonomik bölgelere bakılarak alınmıyor. Enerji güvenliği, tedarik güvenliği teknoloji erişimi ve jeopolitik risklerle birlikte düşünülüyor. Çünkü yaşadığımız dünya artık daha kırılgan, daha parçalı, daha belirsiz bir dünya. Önemli bir gerçeği kabul etmek zorundayız. Bugün yaşadığımız belirsizlik ve çatışma ortamı geçici bir parantez değildir." diye konuştu.
"DÜNYANIN ÜRETİM MERKEZİ İLE ASKERİ GÜCÜ AYRIŞTI"
Konuşmasında dikkat çekici bir analiz de yapan Aras, son 25 yılda küresel üretim merkezinin Batı'dan Doğu'ya kaydığını söyledi. Çin'in küresel üretimdeki payının 2000 yılında yüzde 6 seviyesindeyken bugün yüzde 27'ye yükseldiğini belirten Aras, buna karşılık ABD'nin üretimdeki payının yüzde 25'ten yüzde 17'ye gerilediğini ancak finans ve askeri güçte üstünlüğünü koruduğunu ifade etti. 2030'da Çin'in payı yüzde 45'e çıkarken ABD'nin payının yüzde 45'e çıkacağını anlatan Aras, "Modern tarihte ilk kez dünyanın üretim merkezi ile askeri ve finansal merkezi farklı yerlerde bulunuyor." dedi. Bu ayrışmanın küresel ekonomide önemli bir fay hattı yarattığını söyleyen Aras, kritik minerallerden yarı iletkenlere kadar birçok stratejik alanda yaşanan rekabetin temelinde de bu dönüşümün bulunduğunu kaydetti.

Türkiye'nin güçlü yanlarının coğrafi konumu, üretim kapasitesi ve ekonomik çeşitliliği olduğunu vurgulayan Aras, özellikle ekonomik çeşitliliğinin çok büyük bir başlangıç avantajı olduğunu ifade etti. Bununa beraber Aras, yalnızca ekonomik büyümenin yetmediğini söylerken, "Nasıl büyüdüğümüz, büyümenin kalkınma yaratıp yaratmadığı da çok önemli. Burada çok önemli bir noktayı özellikle vurgulamak istiyorum. Ekonomik başarı yalnızca kaynak meselesi değildir. Aynı zamanda yön meselesidir." dedi.
Bu noktada Aras, Türkiye'nin yeni kalkınma hikâyesinin daha yüksek verimlilik, daha yüksek katma değer, daha güçlü teknoloji kapasitesi ve nitelikli insan kaynağı üzerine kurulması gerektiğini söyledi. Gençlerin eğitimine yatırım yapılmasının, çalışanların yetkinliklerinin artırılmasının ve kadınların ekonomik hayata daha güçlü katılımının kritik önem taşıdığını belirten Aras, Türkiye'nin hangi sektörlerde derinleşeceğine ve hangi teknolojilere odaklanacağına ilişkin uzun vadeli bir yön duygusuna ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Yeni dönemde başarının ortak akıl, uzun vadeli bakış ve güçlü koordinasyon gerektirdiğine işaret eden Aras, "Türkiye yeni dönemin üretim, enerji ve teknoloji mimarisinde sağlam bir yer edinmelidir. Önemli olan jeopolitik ağırlığımızı güçlü ekonomiye, kalıcı refaha çevirebilmektir. Bu sorumluluk yalnızca kamu değil, yalnızca özel sektörün değil, hepimizin ortak sorumluluğudur." diye konuştu.
İMALAT SEKTÖRLERİNDE REKABET GÜCÜ ZAYIFLIYOR

TÜSİAD Maliyet Bazlı Rekabet Gücü Endeksi'nin 2026 yılı ilk çeyrek sektörel analizleri ise ihracatçı imalat sanayilerinin genelinde rekabet gücünde zayıflamaya işaret ediyor. İncelenen 10 sektör içinde rekabet gücünü artıran tek sektör ana metal olurken, diğer sektörlerin çoğunda gerileme gözlemleniyor. Özellikle gıda, kimya, kauçuk-plastik ve elektrikli teçhizat sektörlerinde rekabet gücü kaybı belirginleşirken, sektörel bulgular son yıllarda maliyetlerin birçok sektörde rakip ülkelere kıyasla daha hızlı arttığını ve bu eğilimin rekabet gücünü aşağı yönlü etkilediğini gösteriyor.
Türkiye ekonomisinin temel ihracat pazarlarındaki maliyet bazlı rekabet şartlarının daha doğru anlaşılması, rekabet dinamiklerinin veri temelli tartışılması ve buradan yola çıkılarak politika önerilerinin oluşturulması amacıyla hazırlanan "TÜSİAD Maliyet Bazlı Rekabet Gücü Endeksi (TÜSİAD-RGE)" çalışması kamuoyu ile ilk olarak geçtiğimiz yıl 26 Haziran 2025'te paylaşılmıştı. 2015 yılının ilk çeyreğinden başlayacak şekilde hazırlanan endeksin sonuçları her çeyrek sonunda sektörel sonuçlarıyla birlikte açıklanmaya devam edecek.
TÜSİAD-RGE NEDİR?
TÜSİAD Maliyet Bazlı Rekabet Gücü Endeksi (TÜSİAD-RGE), ihracatçı imalat sanayi sektörlerinde kullanılan girdi fiyatlarının (maliyetlerinin) zaman içindeki seyrini rakip ülkelerle karşılaştıran bir rekabet gücü endeksidir. Endeksin hesaplanmasında ulusal ve uluslararası kuruluşların sunduğu güncel veri setleri kullanılmaktadır. Endeks; ara malı, iş gücü maliyeti (ücret), enerji ve finansman maliyeti olmak üzere dört maliyet bileşeninden oluşmaktadır. Söz konusu üretim maliyetleri her bir ülke için cari ABD doları bazında ölçülmekte ve çeyrek dönemler itibarıyla karşılaştırılmaktadır.
Endeksin artması birim üretim maliyetinin rakip ülkelere göre düştüğünü (maliyet bazlı rekabet gücü kazancını), azalması ise birim üretim maliyetinin rakip ülkelere göre yükseldiğini (maliyet bazlı rekabet gücü kaybını) göstermektedir. Bu endeksi tamamlayıcı olarak, ihracatçı sektörler ve rakip ülkelerdeki iş gücü verimliliği gelişmeleri hesaplamalara dâhil edilerek verimlilik düzeltilmiş endeks (TÜSİAD-RGEV) de oluşturulmaktadır. TÜSİAD-RGE ve TÜSİAD-RGEV endeksleri karşılaştırılarak rakip ülkelere kıyasla iş gücü verimliliğinin maliyet gelişmelerini ne yönde etkilediğine dair bilgi sunulmaktadır. TÜSİAD-RGEV endeksinin TÜSİAD-RGE endeksinden daha yüksek oranda artması (azalması) ihracatçı imalat sanayi sektörlerinde iş gücü verimliliğinin rakip ülkelerden daha yüksek oranda arttığına (azaldığına) ve bunun da maliyet bazlı göreli rekabeti iyileştirdiğine (zayıflattığına) işaret etmektedir.
TÜSİAD Maliyet Bazlı Rekabet Gücü Endeksi (TÜSİAD-RGE) 2026 birinci çeyrek sonuçlarına, sektörel sonuçlarına ve endeks hakkında daha fazla bilgilere sayfadaki karekodlarla ulaşabilirsiniz.
